
1. Bölüm
Su Okulda
Hikaye Yazımı : Zeliha KABA
Seslendirme : Merve BAKANGÖZ
Resmetme : Aida ALAKBAROVA

Ders zili çalmıştı. Öğretmen sınıfa girdiğinde herkes yerini almış derse hazırdı. Çocuklar bu dersimizde konferans salonuna gidiyoruz dedi öğretmen. Meraklı öğrenciler dersi orda mı işleyeceğiz? diye sorduklarında, öğretmen bugünün tarihi kim söylemek ister dedi. Öğrenciler hep bir ağızdan 22 Mart öğretmenim dediler.

Çocuklar bugün Dünya Su Günü. Bütün sınıflar toplanıp su hakkında konuşacağız dedi. Heyecanla yerinden kalkan öğrencilerin içinde Su da vardı. Su hemen konferans salonunda yerini aldı. Öğrenciler daha önce Dünya Su Gününü hiç kutlamamıştı nasıl bir çalışma yapacaklarını heyecanla bekliyorlardı.



Öğretmen çocuklar suya ihtiyacı olmayan bir canlı var mıdır diye başladı söze... Su yaşam kaynağımızdır. Su sürekli doğal döngüsü içinde döner durur. Fakat nüfusun , kentleşme oranının, sanayileşmenin, tüketimin artması gibi bazı sebeplerden suyun döngüsünü olumsuz etkileniyor.



Şu an biz nasıl suya ihtiyacımız olduğu her an ulaşabiliyorsak gelecekte nesiller boyu insanların ulaşması için önlemler alınması gereklidir. Zaman zaman dünyamızda kuraklıklar ve ardından kıtlıklar yaşanmıştır. İnsanlar bu dönemlerde çok zor zamanlar yaşamış bulundukları yerlerden göç etmek zorunda bile kalmıştır.

Şu an hepimiz dikkat etmezsek su bugün bizim için yarın gelecek nesillerimiz için ulaşılması zor bir kaynak olabilir. Peki biz suyumuzu kaybetmeden kıymetini bilmek için sizce biz neler yapmalıyız?
Önce Damla söz aldı.
- Öğretmenim herkes üzerine düşeni yapmalı, suyun döngüsünü bozmamak ona zarar vermemek için fabrikalar sularımızı kirletmemeli, dedi.



Su söz hakkı aldı.
- Su bizim için hayattır öğretmenim, en önemli kaynağımızdır. Bütün canlılar için vazgeçilmezdir. Su israfı yapmamalıyız, mesela bulaşıklarımızı bulaşık makinasında yıkayabiliriz. Suyu diş fırçalarken, tıraş olurken, duş alırken boşuna akıtmamalıyız, dedi.
Ali Toprak parmak kaldırdı ve söze başladı.
- Sebze ve meyvelerimizi suyu israf etmeden bir kap içinde yıkamalıyız ve atık yağları lavaboya dökmemeliyiz, dedi.






Irmak söz aldı ve konuşmaya başladı.
- Öğretmenim derste öğrenmiştik, bahçeleri sularken damlama sistemleri kullanılırsa, golf sahaları sulanırken de su tasarrufu için otomatik sulama sistemleri kullanılırsa su israfını önlemiş oluruz dedi.
Doğa da söz hakkı alarak konuşmaya başladı.
- Su ve toprak bir bütündür. Suyu korumak için toprağımızı korumalıyız ve ağaçlar dikmeliyiz dedi.


Çocuklar söz hakkı alıp düşüncelerinizi ve bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca dünyamızda ki suyun % 98'i tuzlu sudur.
Tatlı su sadece %2' sini oluşturur. İnsanlar içme suyu ve sulama yapmak için sadece tatlı suları kullanırlar. Suda yaşayan canlılarda ekolojik denge için çok önemlidir.

Bu sebepten sularımızı kirletmemeliyiz ve suda yaşayan canlıları sadece avlanma mevsimlerinde tüketmeliyiz.
Bu konuyu da araştırmanızı istiyorum hangi balık hangi aylarda avlanabilir araştıralım haftaya da bu konuyu konuşabiliriz, dedi ve zil çaldı, çalışmamız bitti katılan herkese teşekkür ederek öğretmen öğrencilerin çıkabileceğini söyledi.




Su teneffüste ellerini yıkamak için lavaboya gittiğinde bir tane musluğun açık olduğunu fark etti ve hemen onu kapattı. Kendi ellerini yıkarken de suyun kapalı olmasına dikkat etti.




Hikaye Yazımı :Sinem DÜNDAR
Seslendirme :Fergane AYVAZOVA
Resmetme :Zeliha KABA
2. Bölüm
"Su" Elçisi Evde İş Başında

Güzel bir hafta sonuna uyanmıştı Su. O sabah kendinden emin, kararlı ve güçlü hissediyordu. Pencereden süzülen güneşe gülümsedi. Kendi kendine biz bunu yapabiliriz, doğayı kurtarabiliriz, dünyayı güzelleştirebiliriz, dedi. İşe ailesinden başlaması gerektiğini düşündü ve ilk olarak kendi evindeki israfı gözlemleyip not almaya karar verdi. Kendini “Su Elçisi” ilan etti.

Heyecanla yatağından kalkan Su, yüzünü yıkarken önceleri yaptığı gibi artık suyu boşa akıtmıyordu. İlk görevini başarıyla tamamladı. Mutfaktan gelen mis kokuları takip etti. Annesi, babası ve kardeşine “Günaydın” dedi. Kardeşi Bersu’in kıyafetlerinin ıslak olduğunu görünce sebebini sordu. Kardeşinden “Yüzümü yıkarken suyu çok açtığım için üzerime sıçradı, bu nedenle biraz ıslandım.” cevabını aldı.

Su bunu aklının bir kenarına not aldı. Hep birlikte masaya oturdular. Su, ilk olarak çok sevdiği patates kızartmasına uzandı.



Keyifle biten kahvaltının ardından annesi Aysu Hanım, çocukları Su ve Bersu sofrayı topladılar. Su, kirli bulaşıkları yıkayan annesinin gereksiz yere akıttığı suyu ve kızartma yağını lavaboya döktüğünü görünce hemen notunu aldı. Lavabolara dökülen yağların akarsulara, göllere ve denizlere ulaşarak buradaki canlı türlerinin yok olmasına neden olduğunu biliyordu artık.

Güzel havayı gören Su fırsatı kaçırmak istemedi ve bahçeye çıktı. Babası Suat Bey’in araba yıkadığını gördü. Boşa akan suyu görünce gözlerine inanamadı. Babasını uyarmamak için kendini çok zor tutan Su bu durumu da not aldı.



Bu durumları gözleyen Su ‘nun iyice keyfi kaçmıştı artık. Gün içindeki israfı not etmek için odasına doğru gitti ve üzgün halde defterini açtı. O saate kadar gördüğü suyun yanlış kullanımını tek tek yazdı.



Duruma daha fazla sessiz kalamayacağını anladı ve ailesiyle paylaşmak üzere yanlarına gitti. Tv izleyen ailesine konuşmak isteğini söyledi. Ardından ailesinin gün içindeki su israfından bahsetti. “Kişi başına düşen su miktarı günden güne artış gösterirken, Su kaynakları günden güne azalıyor, bu duruma önem vermezsek çok yakında ülkeyi hatta dünyayı çok ciddi su kıtlığı çekecek” dedi.


Hatalarını fark eden aile bu konuda farkındalık yarattığı için kızlarına teşekkür ettiler ve çevresindekileri de bilgilendirmek amacıyla bir afiş hazırlama önerisinde bulundular.
Bu duruma çok sevinen Su, arkadaşı
Damla’ ya olanları anlattı. Ertesi gün hazırladıkları afişleri Damla ile beraber çevresindeki insanlara heyecanla dağıttılar.
3. Bölüm
Su Balık Tutuyor
Hikaye Yazımı :Özgül EYNEL
Seslendirme :Şule ŞENOL
Resmetme :Burcu YILMAZ

Su yine her sabah ki gibi erkenden kalkmıştı. O gün babasıyla balık tutmaya gidecekleri için çok heyecanlıydı. Babası ile vakit geçirmeyi seviyordu. Bu kez yanlarında kardeşi ve annesi de olacaktı. Su annesinin sesiyle yataktan fırladı. Annesi “Su hadi kalk bakalım seninle birlikte kahvaltı hazırlayacağız. Elini yüzünü yıka hemen gel.” diye seslendi.
Su heyecanla yatağından kalktı. Elini yüzünü yıkadı. Dişlerini fırçaladı. Bu esnada musluk kapalıydı. Çünkü Su çeşmeden akan suyun su kaynaklarımızı azaltan bir etken olduğunu okulda öğrenmişti.


Su kıyafetlerini giyip mutfağa annesinin yanına gitti. Annesi “Hemen sofrayı kuralım. Sonra bana biraz domates ve salatalık yıkar mısın? dedi. Su sofrayı kurdu. Domates ve salatalıkları bir kabın içinde su doldurarak güzelce yıkadı .Kahvaltı sofrasını annesiyle birlikte hazırladılar. Babası ve kardeşini de çağırıp sofraya oturdular.




Su “Kahvaltı yaparken biraz sohbet edelim mi? baba “ diye sordu. Aklında o kadar çok soru vardı ki. Bir su elçisi olarak sorumlulukları vardı. O yüzden bu konuyla ilgili çok fazla bilgi sahibi olmalıydı. “Tabi ki güzel kızım.” dedi babası. "Balık tutmaya gideceğimiz için çok heyecanlıyım baba. Her zaman gittiğimiz göl kenarına mı gideceğiz?", ”Evet kızım.” dedi Suat Bey. Geçen sefer ormanda yürüyüş yapmıştık. Birçok hayvan ve canlı görmüştüm.

Kahvaltı bitti. Hazırlıklarını tamamlayıp yola çıktılar. Balık tutacakları yer bir göl kenarındaydı. Gölün etrafı ağaçlarla çevrili yemyeşil bir ormandı. Su burayı çok seviyordu. Oraya ulaştıklarında Su "Ormanda yürüyüş yapabilir miyim biraz babacım. Belki geçen sefer gördüğüm sincabı bulurum" dedi. Babası "Tamam kızım biraz yürüyüş yapabilirsin. Çok uzun sürmesin balık tutmaya başlayacağız" dedi. "Geç kalmam babacığım."





Su ormanda yürümeye başladı. Her zaman gittiği dere kenarına doğru yöneldi. Su, su kaynakları bakımından çok zengin olan göller yöresinde yaşamaktaydı. Derenin kenarına gelince gözlerine inanamadı. Çağıl çağıl akan derede hiç su kalmamıştı. Dere kupkuruydu. Etrafındaki ağaçlar da kurumuştu. Gitti derenin yanına "Dere ne oldu sana nerde o gürül gürül akan suların" dedi.


Dere dile geldi. "Merhaba Su hoş geldin gerçekten çok üzgünüm. Her yıl yağan yağmurlar bu sene iklim değişikliği sebebiyle yağmadı. Öyle olunca benim sularımla beslenen bitkiler, ağaçlar da kurudu ben de kurudum." dedi." Çok üzgünüm dere "dedi Su. "Biz insanlar olarak doğayı düzgün kullanmadığımız onu temiz tutmadığımız için iklim değişiklikleri oluyor." dedi.
"Ama mutlaka bir çaresini bulacağız." deyip derenin kenarından ayrıldı. Koşarak babasının yanına gitti. Babasına olanları anlatacaktı. Babası göl kenarında oturmuş göle bakıyordu. Su babasının yanına gidince göle bakakaldı.



"Aaa gölümüz suları çekilmiş nerdeyse hiç su kalmamış." dedi. Babası "Evet kızım ne yazık ki bu yıl doğru dürüst hiç yağış olmadı. Bu sebeple göl suları birikmedi. Havalar da çok sıcaktı gölün suyu sıcak havaya dayanamadı ve buharlaştı."


Su "çok üzgünüm babacığım şimdi derenin yanından geliyorum. Ben de sana onu anlatacaktım. Dere de aynı sebeplerle kupkuru kalmış etrafındaki ağaçlar kurumuş." Sonra göle doğru yürüdü. Daha yakından bakınca göldeki balıkların kenara vurduklarını gördü." Baba balıklara ne olmuş" diye sordu. "Ne yazık ki canım balıklar susuzluktan ve suyun kirli olmasından dolayı ölmüşler. O yüzden kıyıya vurmuş cansız bedenleri."





"Babacığım gölümüz yağış olmadığı ve sıcak hava yüzünden kurumuş peki göl niye kirlenmiş."," Canım kızım şu ilerde bir fabrika var. Atıklarını göle bırakıyormuş. Bunun için filtre kullanmadığını duymuştum. Bu sebeple yetkililere çıkıp durumu anlatmıştık. Yetkililer fabrikayı uyardı. Hatta kapatma cezası uyguladılar. Ama önceden göle bıraktıkları atıklar göldeki canlıların hayatını kaybetmesine yetmiş. Gölde kalan az sayıda balık da ne yazık ki ölmüş."

"Babacığım nasıl oluyor da biz insanlar yaşadığımız yere bu kadar zarar veriyoruz? Biz okulda bu konuyu öğretmenimizle konuştuk. Öğretmenimiz su kaynağımızın önemini ve kaynaklarımızın tükenmek üzere olduğunu, suyumuzu dikkatli kullanmamızı, israf etmemiz gerektiğini anlattı."

"Evet kızım sizler bu konuda ne kadar bilgili olursanız bundan sonra dünyamız daha yaşanılır bir yer olacaktır. Buna inanıyorum." dedi babası. "Sen hiç merak etme babacığım bizler su elçisi olarak gerekirse tek tek insanlara bunları anlatacağız daha duyarlı bir nesille dünyamızı eski haline geri döndüreceğiz." dedi Su.



4. Bölüm
Tarlada Dedesiyle Çalışırken
Hikaye Yazımı : Sevilay BİRYAN
Seslendirme : Şule ŞENOL
Resmetme : Vefa BABAYEVA
Su okul çıkışında dedesinin yanına gider. Çünkü ona yardım etmek istiyordur. Aynı zamanda öğrendiği tüm bilgileri bir anda söylemek istiyordu. Tarlaya geldiğinde tahta kapının arkasında bir ses duydu. Bu çok aşırı bir su sesiydi. Su'nun aklından tek bir şey geçiyordu: sulama. Toprak dede kesinlikle sulama yapıyordu. Su gıcırdayan tahta kapıyı itti. Toprak dede tarlayı suluyordu. Fakat su fazla akıyordu.





Su bunu görünce hortumu kıstı. Dedesi Su'nun geldiğini fark etti. Gözlerini tahta kapıya doğru dikerek;
– Su, yavrum sen mi geldin diye seslendi.
-Evet dedeciğim ben geldim su niye bu kadar fazla akıyor ?
- Yavrum tarla için bu su gerekli.
- Ama dedeciğim katıldığım bir projede öğrenmiştim fazla su erzakları çürütür. Hem de boş toprağa da çok fazla su akıtıyorsun bu şekilde.





-Ben erzakları bol bol sularım hep yıllardır. Aslında boş yere de suyu akıttığım oluyor çoğu zaman. Haklısın galiba yavrum. Bundan sonra suyu az açmaya çalışacağım.
- Hatta damla sulama yöntemi kullanarak daha da tasarruf yapabilirsin dedeciğim. Hem sebzelerin susuz kalmaz hiç bir zaman.
Toprak dede damlama sulama diye bir şey daha önce duymamıştı. Su'nun bu kadar bilgili olmasından çok gurur duymuştu. Toprak dede şaşkınlıkla gözlerini açarak:

- Ben bunu daha önce hiç düşünememiştim yavrum. Sen bu kadar çok şeyi nereden öğrendin?
- Öğretmenimiz okulda bahsetmişti ve benim de çok ilgimi çekmişti. İnsanların suyu bilinçsiz kullanması yüzünden gelecekte kuraklık yaşayabiliriz. Bu çok üzücü.
Su'nun sesi hüzünlü gelmeye başlamıştı artık. Devam etti:


- Dedeciğim herkes kendi kullandığı su miktarına dikkat ederse geleceğimizi kurtarabiliriz.
Toprak dede Su'nun başını okşadı ve hüzünle gülümseyerek başını salladı.
Aradan bir hafta geçtikten sonra Toprak dede tarlada bahçesini sularken suyun kirli aktığını fark etti. Panikle neler olduğunu anlamaya çalıştı. O sırada Su geldi ve o da bu duruma çok üzüldü.
Toprak dede komşuları Ahmet Bey'e durumu anlattı. Ahmet Bey:

- Ahhh Toprak dede, şu yan taraftaki fabrika yok mu... İşte onun atık suları bizim sulama suyumuzu kirletti. Ben de fabrikaya gidiyordum şimdi. Gel beraber gidelim.
Toprak dede apar topar üstünü giyinip Ahmet Bey ile birlikte fabrikanın yolunu tuttular. Su da onlarla birlikteydi. Fabrika müdürü karşısında bir yaşlı, bir genç bir de çocuğu telaş içinde görünce şaşırdı. Toprak dede ağlamaklı bir sesle:



- Efendi efendiiiii fabrikanızın atık suları mahsüllerimizi perişan etti.
Su:
- Lütfen fabrikanızda atık su arıtma sistemi kullanın. Yoksa bu kadar emek boşa gidecek.
dedi üzülerek.
Fabrika müdürü böyle bir durumla karşılaşacağını hiç düşünmemişti. O da çok üzüldü. Atık su arıtma sistemi kuracağına söz verdi ve oradan ayrıldılar.
Eve geldiklerinde Toprak dede Su'ya şöyle söyledi:
- Aferin benim akıllı yavrum. Bu kadar duyarlı olman beni çok duygulandırıyor. Sayende bahçemin yüzü güldü. Seni çok seviyorum.
dedi ve Su'nun başını okşadı. Su da dedesine sarıldı ve:
- Canım dedeciğim, her zaman çevremi korumak için çabalayacağım. Ben de seni çok seviyorum
dedi.







- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!